Baya uzun zamandır yazmıyorum, farkındayım. Tam olarak bu yazının devamında anlayacağınız üzere hayallerden, insanlardan, anlardan geçiyordum. Bu süreci sizinle paylaşmadan önce bir girizgah yapmak istedim ve bu girizgah o zamanlardan, şubat ayından geliyor.
Şubat, 2016
Bugün Finlandiya ya geleli tam bir buçuk yıl oldu. 18 ay, 72 hafta, 504 gün…Zaman nasıl geçmiş geyiğine girmeden zaman ne ilginç bir kavram demek istiyorum. Bir standardı yok senin yaşadığın 80 yıl bir noktada kelebeğin bir günü. Bir zaman sonra yaşanmışlık diye bahsedebileceğin şeyler şimdiki anlarının bütünü. Tam bu noktada şunu sormak lazım ilerde ben bu anların ne kadarından yaşanmışlık olarak bahsedeceğim ya da nasıl bahsedeceğim? Bu sebepten yada daha başkalarından dolayı her gün, her an yürüyoruz koşuyoruz bazen tökezleyip düşüyoruz bazen yoruluyoruz durup bir nefes alıyoruz yada nefes nefese kalana kadar koşuyoruz hiç durmadan bütün bu hengamenin arasında aslında biz ne kadar yol alıyoruz? Ben de bugün bunu sordum kendime sen bu bir buçuk yılda ne kadar yol aldın? Başlarken neredeydin şimdi neredesin?
Buraya gelirken vizyonum tabi ki bu kadar geniş değildi. Hayata insanlara farklı kültürlere bakış açılarına dair çok şey öğrendim. Konuşmadan duramayan bir insanın nasıl sakin kalabileceğini anladım. Eskiden olsa yalnız ne saçma ne gereksiz bir şeymiş diyebileceğim şeylere onun arkasında bir mantığı vardır, sen bunu araştır diyebilmeyi öğrendim. Hayatımın deneyimlerini yaşadım. Buzlu gölde yüzdüm, ilk defa kayak yaptım, geyik eti yedim, fince öğrendim, sauna kültürünü yerinde öğrendim, ormanda tek başına gezmenin sandığım kadar korkutucu olmadığını anladım, kuzey ışıklarının dansını hayranlıkla izledim, hiç gün doğmamasının yada hiç batmamasının nasıl olduğunu gördüm. Bunu yanında akademik olarak kattıkları da var tabi ki ama onlar ayrı bir yazı dizesi niteliğinde olduğu için şu an anlatıp yüzeyselleştirmek istemiyorum.
Tüm deneyimlerimi değerlendirecek olursam bence en önemlisi hayatın müthiş bir aritmetiği olduğu kanısına varmam oldu. Yaptığın seçimler, içinden geçenler, ya keşke olsa dediklerin zamanı geldiğinde seni öyle bir güzel buluyor ki, sen bile buna şaşıp kalıyorsun. Şöyle zamanı biraz geri sardığında aslında o çok yorgun olduğun, yok ya olduramayacağım sanırım ben dediğin zamanların, sevinçle nasıl olur ya, inanamıyorum’lara dönüşüverdiğini gördüm. Bu böyle kendini belli aralıklarla farklı biçimlerde tekrar eden muhteşem bir döngü! Ve şu anda ben bu döngünün en yorucu ve sabır gerektiren kısmına, belli zaman dilimlerinde kendime hep aynı soruyu sorduran “Ee bundan sonra ne olacak?” aşamasına yine geldim, 1.5 sene önce olduğu gibi. Gereken süreci başlattım ve bu ne zaman biteceğini bilmediğim garip, sessiz, yorucu bir belirsizlik. Neyse ki ben daha hiç kötü sonuçlandığını görmedim. Bazen bu belirsizliklerin sonucu o an istediğin gibi sonuçlanmayabilir ama uzun vadede çok verimli bir olaya da dönüşebilir.
Şu an yol almaya devam ediyorum hayatımın her anını doya doya yaşayarak, unutulmaz anlar biriktirerek ve neler olacağını büyük bir merakla bekleyerek..
Sevgiyle kalın,
Begum
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder