30 Ocak 2016 Cumartesi

Bir mutlu yolculuk; Stockholm

Tam da yazının başlığından anlaşılacağı gibi yeni yıla bir mutlu yolculukla başladım. Hatta yeni yıla seyahat ederken girdim desem daha doğru olur. Ya bu yıl ne yapsak, nereye gitsek derken kendimizi Helsinki’den Stockholm’e kalkan gemide bulduk. Az biraz değişik, oldukça trajik bır yeni yıl kutlaması hatta kutlamaları oldu. Tam 3 defa yeni yıl kutladım ve doğal olarak 3 defa dilek diledim. Daha da ilginci yeni yıla Putin’le girdim. Şimdi ben sizi detaylara boğmadan önce şu gemi yolculuğu hakkında kısa bir ön bilgi vereyim. Helsinki’den kalkan gemi 17 saat sonra Stockholm’e varıyor. Kulağa çok korkunç çok uzun geldiğinin farkındayım ama inanın o zaman geçiyor. Çünkü içinde free shoplardan tutunda gece clublarına, publara, restoranlara ve hatta kumarhanelere kadar her türlü eğlence mevcut. Her yerde de konser, karaoke gibi etkinlikler düzenleniyor. Biz 31 Aralık akşam 5 gibi gemiye bindik. Bilerek bu bileti aldık çünkü gemide yılbaşı özel yemekler, konserler düzenleniyor; eğlenceli, farklı bir deneyim olur diye  düşündük ama daha çok trajik oldu..
Aslında her şey oldukça minnoş başladı. Akşam için hazırlanmadan önce bir şeyler mi içsek hazır pubda  happy hour da var dedik. 1-2 bira içtik. Sonrasında kendime tam da yılbaşına uygun kırmızı bir elbise almıştım, onu giydim, saçımı makyajımı da yaptım. Yemek yedik falan derkeeeen önce Rusya saatine göre, sonra Finlandiya ve İsveç saatine göre yılbaşına girdik. Geminin nerdeyse yüzde 70’i rus uyrukluydu zaten. Bu yüzden nur yüzlü, sevimlilik abidesi Putin’in konuşmasıyla birlikte ilk yılbaşı dileğinde bulundum bulundum ama böyle hiç iyi değilim. Çünkü gemi açık denize doğru açıldı nasıl sallanıyor insanların pistte dans ederken senkronize olarak bir oraya bir buraya gittiğini gayet net bir şekilde gözlemleyebiliyorduk. Zaten içkiye çok dayanıklı bir bünyem olduğunu iddaa etmiyorum hatta arkadaşlarımın kokusunun benim için yeterli olduğu hakkında görüşleri de  mevcut. :) Ondan mıdır bilmiyorum ama şimdi trajik kısım geliyor.. Ay ben bir kötü oldum o minnoşluktan eser kalmadı. Tuvaletle bir bütün olarak devam ettim yılbaşına. Sonra da kendimi candy crush oynarak zorla uyuttum. Yalnız o gün bugündür oynuyorum, bağımlılık yaptı. Çok oynayınca da midem bulanıyo gemiden kaldı herhalde.
Her şey oldukça minnoş başladı demiştim..

Neyse yolculuğun trajik kısmını atlattığımıza göre mutlu olan kısma geçebiliriz. 2 gece 3 gün kaldık. Her gün yaklaşık 14 km yürüdük. Ben gezinin ikinci günü bütün o yolları topuklu ayakkabıyla yürüdüm. Bu ayrıntıyı da belirtmeden geçemeyeceğim. Hava sıcaklığı +1 C ile -5 C arasında değişiyordu ve neredeyse hergün kar yağdı. 3 müze, 1 şehir kütüphanesi, bir sürü sokak, çokça insan gördük. Erkeklerinin muhteşem yakışıklı tarz efsane ama Finli kadınların daha güzel olduğu kanısına vardık. İstediğimiz hiçbir restorantı deneyemedik ama spontane çok güzel yerler bulduk. Çok orijinal minik kahve dükkanları vardı, dayanamadık hepsinde bir kahve içtik. Ne otelde ne de hostelde, gemide kaldık. Eski gemileri restore edip deniz kıyısına demirleyip yüzen otel yapmışlar, biz çok sevdik. Belki Stockholm’ün en pahalı en lüks otelinde kalsak bu kadar mutlu olmazdım. Denizin içinde muhteşem bir Stockholm manzarasıyla uyudum. Biraz zamamınız vardı şöyle bir mağazaların olduğu caddede turladık. Victoria’s Secret’ın abartı hatta oldukça cinsiyetçi bir mağaza olduğuna bir kez daha karar verdim. Bolca fotoğraf çekerek, geminin güvertesinde son bir kahve içip Stockholm manzarısını hafızama yerleştirdikten sonra Helsinki’ye yine gemiyle daha az trajik bir yolculukla geri döndük.

Begüş'ün gözünden Stockholm #1


Begüş'ün gözünden Stockholm #2


Begüş'ün gözünden Stockholm #3


Old town, Stockholm


Üstteki resimdeki yerler old towndaki sıcacık kahve dükkanları, kasedekilerde onların meşhur sıcak çikolatası




Stockholm'de bir Begüş


Kaldığım odanın muhteşem Stockholm manzarası


Buraya kadar klasik yedim, içtim, gezdim tadında bir yolculuk yazısı okudunuz. Ama aslında ben ne buldum bu şehirde? Bunu da artık bir sonrakinde anlatırım azıcık süprizli olsun. :) Hikayenin devamında görüşürüz. 
Musmutlu kalın,
Begüm Gökçe S.

Tampere, Finlandiya
Ocak, 2016


 (Konuyla hiçbir alakası olmayan dipnot: Sonunda yazmaya zaman bulabildim sanırım! Tezim tüm hızıyla devam ettiğinden bu aralar oldukça sancılı bir dönemden geçiyorum. Birazcıcık geç kalmış bir yazı ama benim canım sağolsun! :P Aslında bununla ilgili de birşeyler anlatmak istiyorum. Belki aranızdan yüksek lisansa devam etmek anlamında kararsız kalanlar vardır, bir fikir verir diye düşündüm. Ama anlatacaklarım karararınızı iyi yönde etkileyeceğine dair söz veremiyorum belki de yok çok sağol kalsın  da diyebilirsiniz. Orasını bilemeyeceğim artık.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder